Duydun mu; ay, aşk'tan yapılmış! Bana göre aşktan da öte. Su'ya yansıyan hâllerine yakamozlar ekiyorum şimdi. Olur mu hiç öyle şey, deme. Vedahi, ben sana...
Ten, toprağa değdiğinde anlar elinde kaldığını mektubun. Kimbilir, belki de o zaman mı anlaşılır gözden sakınılanın kirpikte sallandığı? Takati çoktur kelimelerin, gönülden ziyade. O zaman...
Canıma değmeyen hayat, işveli değil; şirretli göz süzüyor bana. Ordusu yenilmiş değil, ordusuna yenilmiş bir komutanım şimdi ben. Ağulu bir hüsran esiyor meydanımda. Seni kendimden...
Sensiz takvimleri karıştırıyorum. Günler silik, tarih sanki kelebek. İstersen gelme, adını değiştirecek değilim. Önümde bir bardak, suya yansıyan hâlin bir yudum ve ben ıslak. Öpüyorum...
Gıpta zamanlar özlüyorum ve sesleniyorum; açma yaban çiçeğim açma şimdi ne yeri, ne de zamanı; solarsın! Yaşamdan bir sır değildir dersem, devasa yalnızlıklar gökyüzünden geniş...
Senli hallerimi öylesine dile getiremem ki. Öylesine senden bahsedemem ki. Ki, öylesine söylenmiş sözlere yüreğimi açamam ki. Bak mevsimine girdik, kopuyorsun benden. Üzülüyorum, hüznüme kifayet...
gece ağır, ruh ağır, göz kapaklarım ağır, aşk ağır.. olmasın sabah, esmesin yel, güneşe ' püf ' demek istiyorum. Oysa, ölüyor şimdi düşler ve güller...
Kıyısından tutunmak bile haz verir; nefesinizi nefesine ilmek edeceğiniz, ''sevdam!'' dediğiniz bir sine sizin için atıyorsa, yaslanmayın oraya; gömülün! Kalbin ritmini gönlüne bestelemiş bir tutam...
Kin kırmızısı gecenin bir vakti gözlerim kıpkırmızı. Özlemlerim ve hayallerim uçuyor şimdi tek kanat. Nereye gidiyor? diye sorma gidiyor işte. Nereye konacağını bilir onlar. Sen...
Hiç düşündün mü nedir bu hâl? çöl mecnunu misali, korkudan ve kokudan yoksun kalmak nedir? Hiçbir düşe sığmamak, ruhunda kıyam ve düşünde asılmak ne ola?...
Safir renginde kaybolmuş umutlar görüyorum deniz dibinde. Ulaşılması güç, yitikliği şairin dizelerinde. Beklenen, mührü onurlandıracak bir ferman.. Gitmek, yol almaktan evla.
Bir avuç toprak al ellerine...
Kin kırmızısı gecenin bir vakti gözlerim kıpkırmızı. Özlemlerim ve hayallerim uçuyor şimdi tek kanat. Nereye konacağını bilir onlar. Nereye gidiyor? diye, sorma gidiyor işte. Sen...
Heybemi sırtıma takıp gitmek, azığı sen...
Revan olup yollara gitmek istiyorum artık. Yürürken düşünürüm; '' neden hep kamburum, neden hep yorgun? '' Zehirliyor ayak bileklerimi...
Gönlün sevda atışlarını, kalbin özlem ritmini, safiyane gözlerde ki nemin kıymetini, değeri kendinden menkul kişiler tarafından algılanmasını beklemek nasıl abesle iştigal ise, kalbinin atışlarına aldanıp...
ürpermeden henüz 'sevdam' diyen dudaklar var, mühürsüz. Ser ise ser, sır ise sır önemsemeden lakırdı kıvamında dudaktan direkt defnedilen sözler var, biliyorum. Sen şimdi yum...
Rengini geceden alsan ne yazar, değil misin ki mülteci? Sürgün mevsimlerde yol almalar neye yarar, değil misin ki yürekte parya? Aynı tarlada yeşerir mi öksüz...
Üşüyorum, çok. Yürüdükçe uzayan yollar ve takatsizliğim. Hep kışa razıyım; geçiş baharsız olmasa., velev ki o bahar 'son' olsun. Avutuyorum belki avunmadan, sana yazdıklarım hep...
Toplayıp gidiyor çığlıklarımı zaman. Her dem olduğu gibi benim için sadece gökyüzü çırpınan. Saatlerin hiçbir an'ı göstermediği andayım.
bakıyorum, avuntum; gözlerin menzilini bildiği